Genel Başkan Ergün ATALAY, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Edirne Saraçlar Meydanı’ndan seslendi.
Genel Başkan Ergün ATALAY, 1 Mayıs kutlamaları vesilesiyle Edirne Saraçlar Meydanı’nda yaptığı konuşmasına geçimin zorlaştığını ifade ederek başladı.
Her gün yeni zamlara uyanıyoruz diyen ATALAY, hayat pahalılığı dayanılmaz noktaya ulaştı, alım gücü her gün düşüyor şeklinde konuştu.
Yaşam koşullarının giderek ağırlaştığını ve emekçilerin geçim sıkıntısı yaşadıklarına değinen ATALAY, emekçilerin dayanacak gücü kalmadığını, enflasyonun sürekli arttığını, ancak ücretlerin aynı şekilde artmadığını ve alım gücünün azaldığını dile getirdi. Eskiden işsiz olanın yoksul sayıldığını, bugün çalışanların da yoksullukla mücadele ettiklerini söyledi. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin her gün büyüdüğünü, zenginin her gün zenginleştiğini, yoksulun ise daha da yoksullaştığını dile getirdi.
Alınan ücret zamlarının altı ayda eridiğini ama işçinin bu ücretle bir yıl geçinmesinin beklendiğini, bunun adil ve sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Ücretlilerin artık mart, nisan ayında yüksek ikinci vergi dilimine girdiklerini söyledi. 12 ay çalıştıklarını ve bunun iki ayını vergiye verdiklerini kaydeden ATALAY, bunun kabul edilemez olduğunu, vergi ile ilgili bir an evvel yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Kayıt dışının ekonomiye, vergi ve sosyal güvenlik sistemine verdiği zararı dile getirdi ve tüm toplumu yoksullaştırdığını söyledi.
Örgütlenmenin önünde engeller olduğunu, mevcut %14 sendikalaşmanın ülkeye yakışmadığını, patronun örgütlenen işçiyi kapının önüne koyduğunu ifade eden ATALAY, davaların senelerce sürdüğünü, bu tablonun kabul edilemez olduğunu, bir an evvel yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini dile getirdi.
İşten çıkarma tehdidinin en büyük baskı araçlarından birisi haline geldiğini ve bu durumun hak aramayı zorlaştırdığını söyledi. İş güvencesi ile ilgili yasal düzenleme istedi.
Taşeron sorununun 20 senedir devam ettiğini, büyük bölümünün kadroya alındığını ancak şu anda 75 bin asıl işi yapan işçi için de yeni bir düzenleme yapılarak taşeron meselesine son verilmesini istedi.
Staj ve çıraklık konusunda yaşanan mağduriyetleri dile getirerek emeklilik çerçevesindeki taleplerinin yerine getirilmesini istedi. Engelli bireylerin çalışma yaşamına katılmaları için eşit, erişilebilir, ayrımcılıktan uzak bir çalışma hayatı istedi. Üniversite işsizliğine ve düşük ücretlere değinerek eğitimle istihdam arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Kuryelik gibi yeni ve güvencesiz işlerde yaşanan güvencesizlik sorunlarını anlattı ve bu sorunlara yasal düzenlemelerle çözüm istedi. Uzun çalışma sürelerinin ve ödenmeyen fazla mesailerin altını çizen Atalay, özellikle sendikasız işyerlerinde bu konularda daha fazla sorun yaşandığını söyledi. Üretim ve uzun çalışma baskılarını eleştirdi ve insanca çalışma süreleri olması gerektiğini ifade etti.
Çocuk işçiliğine ve özellikle tarım ve tekstil gibi çocuk işçiliğinin yaygın olduğu sektörlerde yaşanan iş kazaları nedeniyle ölümlere değindi. Çocukların parklarda oynaması, eğitimde olmaları gerektiğinin altını çizdi. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği konusunda yaşanan problemleri anlattı ve iş cinayetlerinin önüne geçilmesini istedi.
En düşük emekli maaşının 20 bin TL olduğunu söyledi ve emekli aylıklarının geçim sağlamadığını ifade etti. Asgari ücretin 28 bin TL olduğunu ve bununla bir ay değil bir hafta geçinilemeyeceğini dile getirdi.
Bölgemizde yaşanan savaşları, göçleri, işsizliği ve yaşam mücadelesini gündeme getiren ATALAY, 168 kız çocuğunu katleden İsrail ve ABD’yi lanetledi. Okullarda güvenliğin sağlanması için güvenlik önlemlerinin yanında sevginin de çoğaltılması gerektiğini, konunun detaylı bir şekilde irdelenmesi gerektiğini dile getirdi.
Toplu iş sözleşmesi müzakerelerinde işverenlerin Yüksek Hakem Kurulu’nu müzakereye oturmamak için yeni bir yol olarak bulduklarını, bu kurumun enflasyonun altında ücret verdiğini söyledi ve yeni düzenleme gerektiğini ifade etti.
Doruk Madencilikte çalışan ve ücretlerini alamayan işçilerin durumuna değinen ATALAY, patronların işçiyi köle gibi gördüklerini ve bu şirketlere ruhsat verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Ülke güvenliğimiz ve Kıbrıs konusunda başta Yunanistan olmak üzere diğer ülkelere seslendi. “Biz hep buradayız, yanı başınızdayız, yarın başka ülkeleri yanınızda bulamazsınız.” diyerek uyardı.
Konuşmanın tamamını aşağıdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.




















